18 Mart 2026 Çarşamba
3 Şubat 2026 Salı
Italya'da bir restoran
Musterilerin Israelli olduklarini ogrendigi an Siyonistlerin restoraninda yerleri olmadigini soyleyip onlari asagilayarak antisemit soylemlerde bulunan restoran sahibini afise etmek icin sosyla medyayi kullanan Israelli ciftin yayinladigi video buyuk kitlelere ulasirken, Italya'da 7 Ekim gununden bugunlere bitmeyen Anti Israel gosterilere karsin cogunlugun sessiz kaldigi antisemitik ortamda, video'ya bir coklari teki gosterirken cogunluk restoran sahibinin yaninda yer aldi.
Ve bu hadiseyi takip eden gunlerde Napoli sehrinin her yerinde, " Siyonistleri burada istemiyoruz!" stikerleri gorulmeue baslandi.
II. Dunya Savasinda Yahudilerin
21 Mart 2025 Cuma
Gazze'de 491 gün esir tutulan Eli Sharabi BM'de konuştu!
Geçtiğimiz gün BM güvenlik konseyi bir defa daha direk olarak Israel'i hedef aldı.
BM Güvenlik Konseyi Başkanı Antonio Güterres Gazze'deki duruma ilişkin olarak; " Hedefimize varmadan durmayacağız!" derken , Birleşmiş Milletler sözcüsü, Farkan Haq; " Israel'in bombardımanları yüzünden bir gecede yüzlerce kişinin öldüğünü, ve Guterres'in bu durum yüzünden şokta olduğunu!" tekrarlayarak, savaşın bir an önce durdurulması gerektiğini bildirdi.
Gazze sınırından kaçırılan Israelli kadınları ve çocuk ve gençleri aynı masum Gazze halkının ellerinde eziyet gördüklerini, süründürüldüklerini gizlemeselerdi adil olabilirlerdi.
Filistinli masum halkın bugüne dek Hamas'ın adamlarıyla birlikte esirleri sakladıklarını konuşmayan media, sadece bir gecede öldürülen, çoğu Hamas militanı olan Filistinliler için karalar bağlıyor.
491 gün boyunca Gazze'de esir tutulduktan sonra 8 Şubat'ta Israel'e geri verilen Eli Sharabi, serbest kaldıktan haftalar sonra, BM'de söz alırken, yaşadıklarını anlattı.
Ve aynı gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Israel'a karşı aldığı son karara tepkisini dile getirdi.
Gazze'de esirler günde bir pitayla beslenirlerken, hayvanlar gibi kafese kapatılıp, zincire vurulurlarken, aylarca tünellerde, karanlıkta tutulurlarken kimse onların haklarını bir kez bile savunmadı, esirlerin Gazzeliler tarafından, karşı karşıya kaldıkları muameleyi görmezden gelen, dünya politik çevresinin saygıyla baktığı BM kurumunun ikili tavırları, Hamas'ın bir terör örgütü oldgünü kabuledememesi gerçeği kendisine verilen saygıyı kesinlikle hakketmediğinin işaretleridir. .
BM'in iki yüzü vardır. Birinci yüzü açıkladığı adil dünya beyannamesi palavrasıdır, ikinci ve gerçek yüzüyse kendi menfaatleri için izlediği yalan ve aldatıcı politikalarıdır. Bu kurum kendisine gösterilen saygıyı hakketmemektedir
ELI SHARABI SAYS:
Hamas eats like kings while hostages starve. Hamas steals from civilians. Hamas blocks aid from reaching those who truly need it. I know that you discuss the humanitarian situation in Gaza very often. But let me tell you, as an eyewitness—I saw what happened to that aid. Hamas stole it. I saw Hamas terrorists carrying boxes with the UN and UNRWA emblems on them into the tunnel.”
9 Şubat 2025 Pazar
Dünya media'sındaki Filistinli mahkumlar
İki yüzlülük devam edyor. Dünya media'sı, son esir takasında, Israel hapishanelerindeki teröristlerin salınmalarını, Israel şu kadar "Filistinliyi" serbest bıraktı başlıklarıyla veriyor. Bu insanları terörist olarak nitelendirmeyerek yeniden ve bir kez daha kelime oyunu oynuyorlar. Kibutzlarda ve Nova festivalinde yapılanlarla, katillerle masum sivilleri, yataklarından zorla, silah zoruyla götürülenleri, zulmedilenleri, zavallı insanlarla, bu elleri kanlı canileri aynı hesaba koyuyorlar.
Avrupa'nın ikiyüzlülüğünün, insafsızlığının, yalancılığının, antisemitizminin sonu gelmedi ve gelmeyecek. Eğer Filistinlilere yaptıkları iğrenç yağcılığın kendilerine puan getireceğini sanıyorlarsa, bundan onlara çıkar çıkacağına inanıyorlarsa yanılıyorlar.
Bu haksızlıklar bu doğanın içindeki dengesizliğin dengesinde cevabını bulacak. Çünkü gün gelip radikal anlayış onları yok edecek.
Avrupa ya da Batı sonunun geldiğini göremeyecek kadar kendi zaafları içinde boğuluyor. Yüzyıllardır yarattıkları değerleri yıktıklarının farkında değiller. Çünkü o suyunu çeken liberal akımların son kalan demiyle sarhoşlar hala.
Kendi yapmacık insancıllıklarıyla, göreceli sevgileri ve kurallarıyla onları içten içe kemiren sömürgenlerin ağına düştülerinin farkında bile değiller.
Yahudileri, Israel'i kullanarak hedef almaya devam ederken, Avrupa toplumunu katkılarıyla zenginleştirenlerden nefret ederken onları sevmeyen, onları kabul etmeyen, onları yıkmaya niyet edenlere empatiyla bakıyorlar.
Sanırım bu da onların cezası!!!
18 Ocak 2025 Cumartesi
Yemen bu sabah üzerimize yeniden füze attı
Bir sabah daha güne Yemen'den üzerimize atılan balistik füzeyle uyandık. Ülkenin yarısı sirenlerle ayağa kalktı.
Hutiler, kıçlarında donu olmayan, yiyecek yemekleri olmayan, askerleri terlikli insansılar üzerimize hala füzeler atıyorlar.
BBC en son ne zaman bahsetti bunlardan, ne zaman bizim tarafımızı dile getirdi??
Peki, Le Monde?
Le Figaro?
Arapların dört bir tarafımızından bize nasıl saldırdıklarını ne zaman dile getirdiler?
Hamas'ın elindeki Filistinlilerin zavallılıklarını üzerimize yüklemekten ne zaman yoruldular?
Burada neler geçirdiğimizi, hikayeyi bulandırmadan ne zaman anlattılar?
BIKTIK SİZDEN
Umarım gün gelir aynı füzeler sizin başınızda patlar!!
Gazeteciler böyle şeyler yazmazlar belki, bilirim.
Zaten ben amatör bir yazarım..
Ben duygularımı daha heyecanlı, daha otantik dile getirebilirim..
Evet; AVRUPA'NIN ARTIK YAPTIKLARININ CEZASINI ÖDEMESİNİN ZAMANININ GELDİĞİNE İNANIYORUM.
Yapmacık insancıllıklarından, entellektüel barbarlıklarından, şık giyimlerinin altındaki hayvani iç güdülerinden, bize karşı bitmeyen nefretlerinden sıkıntı geldi!!
30 Aralık 2024 Pazartesi
Ritchie Torress, 'Columbia İntifadası'nı kınadı; Demokrat Kongre Üyesi, İsrail karşıtı kampüs grubunun İsrail karşıtı yazılarla dolu bir gazete yayınlamasının ardından 'aşırı solun İntifada aptallığına karşı sorumluların devrimi' çağrısında bulundu.
25 Aralık 2024 Çarşamba
Sekizinci cepheye rağmen!
Takvim 2024'ün son günlerini işaret ediyor.
Ve biz hala yedi hatta sekiz cephede savaşmaya devam ediyoruz... Dünya'nın kurumayan bataklığının orta yerinde diğerlerinden çok daha küçük ama insanlığa katkılarında kat kat büyük 7 milyon Yahudi, ( Arap nüfusuyla dokuz milyon) herşeye ve herkese inat yıkılmadan ayakta!!
Bu cepheler sadece silahlı çatışmaların, askerlerin, tanklar, tüfekler, dron ya da füzelerin bize yöneldiği sınır ya da toprak parçalarında değil, insan bedenini hedef alan, yaralayan, öldüren katleden silahlar değiller sadece; Israel'i hedef alan en ağır cephelerden biri uluslararası cephe.. fikirleriyle, kalem ya da bilgisayarla yaydıkları anti Israel yazılar, yayınlar, video, film ya da konferanslarla, ağızlarından çıkardıkları yalanlar, iftiralar, iki yüzlü yayınlarla, kelimelerle, kimilerinin emirleriyle ve kararlarıyla Israel'i hedef alan organizasyonlar, kurumlar, kitleler, ülkeler, politikacılar, yazarlar, okurlar okumayanlar.... dünyanın bir numaralı üniversitelerinde Arap parasının desteklediği aktivistlerin eylemleriyle palazlanan müslüman elitin Israeli zayıflatma girişimleriyle, BM'in çarpık ve illegal duruşuyla...
Tüm insanlığın bu küçük ülkeyi bertaraf etmek için adeta el birliği yaptığı sekizince cephe!!! Israel'in varlığını daha da zora sokmak için teröristlerle birlik olan ezeli düşmanlarımız. Batı'nın göreceli insani değerlerinin Israel'i tek yanlı eleştileriyle kanun dışı ilan eden, insan hakları savunucusu kılığına girmiş köpek sürüleri.
Uluslararası alanda Israel'in dayanma gücünü kırmak için elinden geleni ardına koymayan kamuoyunun baskısıyla, içlerinden silemedikleri nefretle, insanlığa olan güvenimizi bir defa daha yitirdiğimiz bir harp bu! .....
Bizi her an kınayanları, bizden sebepli sebepsiz nefret edenleri, Israel'in savaş taktiklerini anlayıp anlamadan eleştirmekten yorulmayanları, BDS'e verilen desteği, silah ambargolarını ve her ne pahasına olursa olsun Hamas teröristlerini oldukları yerde bırakıp beyaz bayrak açmamız için Israel'i zorlayarak, bugüne kadar gelinen noktada geriye kalan terör inlerini ellemeden geri çekilerek Hamas kalıntılarına ilk fırsatta bizlere aynı caniliği yapmaya hazırlanmaları için yeni bir şans tanımamızı bekleyenler bir yana; adeta kronik bir yas döngüsünü yaşatan ( her gün verilen şehitlerle, kaybedilen canlar ve ölen gençlerle ) uzun bir savaş...............bitmeyen bir travma.
1948 özgürlük savaşından bugüne karşı karşıya kalınmış en zor durum.
Kuzey'de yıkılan evler, güney'de yakılan kibutzlar ve Lübnan topraklarından bundan bir ay öncesine kadar gün gün atılan binlerce roket ve son iki haftadır bir diğer sınırımızda 60 yıla yakın devam eden Şii saltanatın, Esad ailesinin despot rejiminin sonunda çöküşüyla, Türk Sultanın bu boşluktan faydalanma çabaları, son bir kaç aydır Israel'e yönelttiği, Türkiye'yle Israel'in savaşın eşiğinde olduğu laflarını neden bu kadar ağzına doladığının bugün netlik kazanan sebepleri, Golan tepelerinin dibine çöken karanlık güçler, Daaş'ın adamları ve Al-Julani'nin yeni Suriye'de kurmaya çalışığı Sünni İslam devleti ve Türk Suriye sınırında Kürtlere karşı İslamcıları besleyen Erdoğan'ın Israel'in sonunu getirmek mücadelesine bir el de bizden şeklindeki tavırları, Kudüs'ü kuşatma hevesiyle bağıran halka verdiği olumlu yanıtlar, bir şekilde her tarafta mantar gibi türeyen asalak canlıların bize bir kez daha bulaşma çabaları.
Karşı karşıya olduğumuz radikal İslam'ın her bir koldan getirdiği tehlikeleri sınırlarımızdan uzaklaştırmak zorundayız. Bu bir iltihap gibi. Ortadoğunun yapısını Batı'da bugünlere dek kavrayamayanlara anlatmakta zorlandığımız bir hastalık gibi. Radikal İslamın bir gruptan diğerine, birinden bir başkasına el değiştiren kuvvetlerinin ortak sorunu, Allah için kafa kesme dürtüsünün her birinde olduğu, birbirlerini öldürmedikleri zamanlarda kafirlere el attıkları bu bölgenin yüzyıllardır değişmeyen yüzünün açık sebebi....
Batı Israel'i kendi normlarında bir ülke olarak gördüğü için bu kadar eleştiriyor dediklerinde kıçımızla mı gülsek yoksa ağlasak mı???
Birincisi sizin bizi nasıl gördüğünüzün, ne dediğinizin ne önemi var??
Biz Batıda mı yaşıyoruz?
Hoş Batı da Batı'da yaşamıyor artık! En azından hiç bir şey eskisi gibi değil artık. Ve olmayacak. Ve herşey daha kötüleşecek!!
Ortadoğu'da bir dönem keyfinize göre karıştırdığınız entrikalar, çizdiğiniz haritalar, kafanıza göre kurduğunuz ülkeler, size hizmet eden kukla rejimler ve zamanla tüm bunların getirdiği fiyasko yavaş yavaş suratınızda patlıyacak. Yıllarca başkalarının zenginliğinden beslendiniz. Kanlarını emdiğiniz milletler bugüne kadar yediklerinizi burnunuzdan getirmek için sabırsızlanıyorlar. Onlardan çaldıklarınızın sefasını sürmekle bitmeyecek sizden geriye istedikleri şeyler var. Kimliğinizi, ruhunuzu, adınızı, dininizi, çalmak için, köklerinize kadar sizi değiştirmek için, sokaklarınızı kan gölüne çevirmek için sabırla bekliyorlar.
Beyinleri dumura uğrayan sözde akıllı, sözde gelişmiş Avrupalı hala içlerindeki müslümanları kızdırmamak için çok özen gösteriyor. Radikal İslam sorunundan bahsedince islamofob olarak suçlanıp parmakla gösterip konuşanları ırkçılıkla suçluyorlar. Bu kibar ve anlayışlı tutumunuzu beğeniyle şükranla karşılayan olmayacak. Sonunda herşey suratınızda patlayacak!!!
İnsan hakları, hayvan hakları herşey tam, bir tek anti Israel gösterilerin anti Yahudi akımlara dönüştüğünü anlamamak mübah. Her zaman olduğu gibi yine her "bok" un suçlusu belli.
Hastaya yanlış teşhis koyduğunuzda verdiğiniz yanlış ilaçla kişiyi tedavi edemezsiniz!! Avrupa da suçu yanlış adrese atmaya devam ettikçe sonunda bedelini ağır ödeyecek!!!
Arada Batı'da yaşayan kimi Yahudilerin yaşadıkları yere ayak uydurmak kaygısıyla kendi milletini karşılarına alarak bir halt yediklerini zannettiklerinde, Avrupa insanının onlara daha fazla sempati duyacaklarını düşünüyorlarsa bir kez daha yanılıyorlar. Onlara, kendilerinin de Israel'in karşısında olduklarını ispatlamak çabaları, onlar gibi olduklarını gösterme kavgaları Yahudiye duyulan nefreti silmeyecek. Çünkü bir Yahudi ne yaparsa yapsın yine suçludur.
Sahip oldukları yegane devletin var olma hakkı için mücadele etmek yerine düşman tarafla saf tutmak istiyorlarsa bu da onların bileceği seydir. Bu ülke onlarsız da yoluna devam edebilir.
Yahudiler çağlar boyunca mücadeleden kaçtılar ve bu kaçışın onlara nelere mal olduğu tarih sayfalarında yazar. Bir yerden diğerine bir çöp gibi atılmaktan kurtulamamış bir milletten öteye gidemedik. Ancak o günler artık gerilerde kaldı. Bugün bambaşka bir Yahudi var. Kendini savunan bir Yahudi var.....
Ve bu, Yahudiyi tepetaklak görmeğe alışmış kimi kitleleri rahatsız ediyor. Yahudiyi fırında tercih edenlerin işine gelmiyor, kendisine saldıranlara gereken cevabı veren bir Yahudi nefretle karşılık buluyor.
Tüm insanlığın karşı duruşuna rağmen Israel'in sahip olduğu yeterince bilgi, yeterince metanet, cesaret ve özveri ve vatan sevgisi kaybedilen ışığı yeniden yakalamasının tek yoludur.
İşte, herkese ve herşeye rağmen var olmaktır bu.
Bu savaşta diğerlerinde olduğu gibi, Batı'ya kalsaydı, Israel kendini savunmamalıydı..daha ilk günlerden silahı bırakmasını emredenler, ona karşı hareket eden kitlelerin çığlıklarına, Eurovision'da 20 yasındaki genç şarkıcıya yüklenen sözde insan hakları savunucularına baksaydı, bugün Israel'in kaderini düşmanları belirliyor olacaktı.
Eğer onları dinlemiş olsaydık, İran sonumuzu getirecek son hamle için ellerini sivazlıyor olacaktı.
Kim bilir belki o zaman Avrupa insanın ıslak rüyası gerçek olacaktı.
24 Aralık 2024 Salı
Papa'ya benden bir dua
Papa'nın haksız çıkışlarıyla 1 milyardan fazla Hıristiyanın akıllarına anti Israel fikirler ekme çabasını kınıyorum. Insanları bize karşı fikirlerle doldhrmasını ve ölçüsüz Israel eleştirilerini, sözü geçen ve kitleler üzerindeki etkisini kötüye kullanmasını kınıyorum.
Teröre karşı yürüttüğümüz zor mücadeleyi görmezden gelen, aklı başında olduğu halde anlamamak için direnen insalanrın bizi anlayacakları günleri diliyorum kendilerine.
Dilerim bizi en zor yoldan anlayasınız. Çünkü mantık ve empatinizi tamamen kaybettiniz.
Nefretinizde boğulun.
22 Aralık 2024 Pazar
Papa; " Bu savaş değil, bu acımasızlık!"
Israel'i acımasızlıkla suçlayan Papa'nın göreceli insanlığına karşı durarak onun bu ikiyüzlü tavrına karşılık gerçek insanlığın ne olduğunu hatırlatmak zorundayız. Fakat ne yazık ki sesimiz kitlelerin çığlıkları arasında pek duyulmuyor.
Dünya alışık olduğu çarpık zihniyetin ardından bizim yakından tanıdığımız çıkışlarına devam ediyor.
Her gün bir başkası çıkıyor karşımıza.
Kendi kirli çamaşırları, işlerine gelmeyen mevzular bir çoğu tarafından ortak ellerle temize çıkarılırıken, yaşam döngüsü teatral bir havada geçiyor.
Mesela Afrika'da aç gezen çocuklara Batı'dan buralara gelen kimi yardımsever doktorların, o sözümona insanı yardımlarını seyrediyorum son günlerde. Tik Tok'ta karşıma sık sık çıkan videolar bunlar. kimi siyahi çocuklar, Afrika'nın el değmemiş fakirliğinin, kurak ortamında, her biri rengarenk kıyafetlerin içinde, o çok çiçekli, bin bir çeşit renkle bezedikleri kumaşlara sarılı bedenleri, sanki hayatın karamsarlığını örten bir örtü gibiler... Batı'dan herşeyi bir kenara bırakarak onlara bir tas çorba uzatmaya gelen genç kadının saçlarını Bob Marley misali örgülerle bezeyen minik insanlar fakirlikleriyle eş oranda bir saflığa sahipler.
Taa Avrupa kıtasından uzanan ellerin onlardan çaldıklarından geriye kalan kimi kırıntılardan onlara bir lokma bağışlamak için gelen insansever beyazlara hayran hayran bakıyorlar. (kişilere karşı şahsi bir nefret değil ) ancak yine de bu tiyatromsu videolar midemi bulandırıyor.
Sıska bacaklarıya sıraya girmiş kara çocukların ellerine verdikleri bir tabak yemek bir neslin geleceğini kurtaracak sanki (???!!!
)O minik insanlardan bir tanesini kucağına alan genç güzel kadının kollarından adeta dökülen çocuğun bir deri bir kemik kalan bedeninin zor taşıdığı kocaman kafasında, etrafa baygın gözlerle bakan yüzü artık kendisine gösterilen şefkati algılayacak kuvvetten bile yoksun gibi..
Emperyalist Batının iliklerine kadar sömürdükleri dünya'nın her bir noktasında, geriye kalan ilkel (?!) topluluklara hala yukarıdan bakanlar, sadece iki yüzlü bir insanlık kılıfının içinde gezenler...
Hiç kimse umurlarında değil. Bu dünyayı kendileri yaratmış, herkese insanlığı kendileri öğretmiş havasındakiler... Kanada, İrlanda, Fransa ya da İsveç ve diğerleri...........Hepsi palavracı..
Kurdukları iki yüzlü kurumların, iki yüzlü kararlarıyla sözde ders vermeye çalışanlar. Teröristleri ödüllendiren Macron'un, ya da Papa'nın palavralarını biz yemeyiz!!!
Suratına tüküresim gelen Avrupa insanının sözde insanlığından sıkıntı geldi artık.
Katoliklerin lideri Israel'i acımasızca çocukları bombalamakla suçlarken; bu savaş değildir demiş....
Bak sen.. Dünya'nın dört bir köşesinden topladıkları tarihle zenginleşen kilisenin sevgili lideri bize insanlık öğretecek!!
İnsaniyet, Noel'de üzerinize arabayı sürüp çoluk çocuk sizleri ezenlerin size verdikleri hediyedir belkide...
...................
400 günden fazla zaman geçti... savaşın ilk günü yataklarından kaçırdıkları genç kızları, çocukları, bir çok yaşlıyı Gazze'nin karanlık köşelerinde, bizzat evlerinde gizleyenler de masum Gazzeliler!!
Onlara bir yıldan fazla eziyet eden, cinsel taciz yapan masum Gazzeliler!!! Bir evden diğerine götürürken, 19-20 yaşındaki kızları saçlarından çekenler, gözlerinin ortasında yumruğu indiren, başlarına silah dayayarak cinsel organlarını dayayanlar.
Onlara yataklık yapanlar ve bu insanların bulundukları yerleri, tüm yaşanılanlara rağmen hala bildirmeyen..MASUM GAZZELİLER.
Kibutzlardan elleri kolları, kafaları kesik götürülen cansız bedenleri linç eden masum Gazzeli çocuklar!
...................
Yafo'da, bizim içimizde yaşayan Araplara sorduğumuzda kitabımızda bu yazıyor, sizinle barış yapmamız mümkün değil, bizler de Hamas'ın destekçisiyiz diyebilmekten korkmayanlara verilen özgürlük!!! Onlara insan gibi yaşama şansı veren tek rejime karşı konuşabilme fırsatı verenleri yerin dibine sokanlar problemlidirler!!!
Kendi çocuklarının cesetleri arkasında hala esir teslimi için pazarlık yapmaya devam edenleri haklı gösterenler problemlidirler!!
Sefaletten, savaştan, kandan ve ölümden yılmayanlara güç verenler!!!
Uluslararası cemiyet, ve ISRAEL'İN DIŞINDA İKAMET EDİP SADECE KENDİ EGOİST RAHATLIKLARI İÇİN düşmanlarımızla SAF TUTANLAR DAHİL OLMAK ÜZERE; savaşın en başından bugüne esirlerimiz için en ufak bir üzüntü duymadılar!! Hatta esirlerimize nefret, iğrenti ve sorumluluk yüklediler. Tüm olanların sorumluluğunu, o günahsız çocuklara ve barış için canlarını vermeye hazır olan insanlara yüklediler.
Israelli masum esirlerin geriye evlerine gönderilmesi şartını hiç ağızlarına bile almayan sözde ahlak bekçileri, esirleri aç birakanlara hesap sormak şöyle dursun teröristlerin sırtlarını sıvazlayıp onlara neredeyse madalya takmaya hazır olduklarını gösterdiler!! Ve bu politika hala devam ediyor.
Bu riyakarlığınız, iki yüzlülüğünüzle bir yerlerden cezanızı bulacaksınız. Eğer bu dünya bir çeşit denge üzerindeyse, sizin yeryüzünde yarattığınız dengesizliklerin yerlerine oturmaları için olacaklardan size de pay çıkacak!! sizler de ödeyeceksiniz.
Görevlerini, sorumluluklarını kötüye kullananlar bir gün o çanak tutukları insansı yaratıkların ellerine düşecekler.
Ve ben o gün onlara acımayacağım!!!!
15 Aralık 2024 Pazar
Suriye'de devrilen rejim
Ortadoğu'da gelişen en son olaylar, İran'daki molla rejiminin zayıfladığını, Humeyninin başa geldiği 1979 yılından bugüne devam eden Şii teokrasinin çok geçmeden ayakta kalmakta zorlanabileceğini gösteriyor.
-
Un an après le pogrom du Hamas ! En tant qu'Israélienne et juive d'origine turque, on m'a souvent posé des questions sur le c...
-
Bir hafta içinde yeniden bir "Anma Günü"... Israel bu kez şehitlerini anıyor... Bu akşam sekizde yeniden, bu defa bu topraklar içi...
-
NE TATLI DİLDİR ŞU LADİNO Geçen akşam annem bize yemeğe geldi.. Baktım oturdu oturmadı teyzemi...

