24 Haziran 2026 Çarşamba
4 Haziran 2026 Perşembe
İsraillilere 1967 topraklarından çekilmek barışı getirebilir mi?" diye sorsak...
Bu soruyu Google'da tıklarsanız Israil'deki Yahudi nüfusunun genel bakış açısına global bir cevap bulmak mümkün....
İsrail’deki Yahudi nüfusunun 1967 öncesi sınırlarına (Yeşil Hat) dönülmesini barış için gerekli veya olumlu bir adım olarak görme oranı, özellikle son yıllarda ve yaşanan büyük kırılmaların ardından oldukça düşük bir azınlığa gerilemiş durumdadır.
Bu oran, sorunun nasıl sorulduğuna (örneğin, toprak takası olup olmayacağı, güvenlik garantileri veya iki devletli çözüm paketiyle birlikte sunulup sunulmadığı gibi) ve dönemin siyasi atmosferine göre değişiklik gösterse de genel eğilim net bir düşüşe işaret etmektedir.
Güncel ve tarihsel veriler ışığında genel tablo şu şekildedir:
Güncel Durum ve İki Devletli Çözüme Yaklaşım (2024 - 2026)
Tel Aviv Üniversitesi bünyesindeki gelişmiş kamuoyu araştırmaları merkezleri (Peace Index) ve Filistin Politika ve Anket Araştırma Merkezi (PCPSR) tarafından yapılan yakın tarihli ortak çalışmalara göre:
- Genel Destek: İsrailli Yahudiler arasında 1967 sınırlarına dayalı (veya bu sınırları içeren bir iki devletli çözüm) genel bir barış paketine destek %21 ile %25 civarındadır.
- Çözüm Modeli Olarak: Mart 2026 verilerine göre, İsrailli Yahudiler arasında iki devletli çözüme olan destek %23 seviyesinde kalmıştır. Yahudi kamuoyunun çoğunluğu (%38 ile ilhak/sınırlı haklara sahip tek devlet formülünü veya %31 ile mevcut statükonun devamını) tercih etmektedir.
Detaylar ve Şartlara Göre Değişim
Geçmiş yıllarda yapılan daha spesifik anketlerde, "1967 sınırlarına geri dönme" fikri doğrudan sorulduğunda şu sonuçlar öne çıkmaktaydı:
- Koşulsuz veya Doğrudan Geri Çekilme: Kudüs Kamu İşleri Merkezi (JCPA) ve benzeri kuruluşların yaptığı daha geniş kapsamlı anketlerde, İsrailli Yahudilerin yaklaşık %74-75'i 1967 sınırlarına dayalı bir Filistin devletinin kurulmasına veya bu sınırlara çekilmeye karşı olduğunu belirtmiştir.
- Toprak Takası (Land Swaps) ve Güvenlik Garantileri: Eğer geri çekilme büyük yerleşim bloklarını İsrail'de bırakacak şekilde toprak takaslarını, Batı Şeria'nın askerden arındırılmasını ve net güvenlik garantilerini içeriyorsa, geçmişte (özellikle 2010'lu yılların başında) bu oran %40-45 bandına kadar çıkabiliyordu. Ancak günümüzde bu iyimser senaryolara verilen destek de ciddi oranda aşınmıştır.
- İnanç Derecesi: "1967 sınırlarına çekilmek çatışmayı bitirir ve barış getirir mi?" sorusuna İsrailli Yahudilerin %80'den fazlası "Hayır, bitirmez" yanıtını vermektedir. Yani bu adımı barışa giden işlevsel bir araç olarak görenlerin oranı oldukça sınırlıdır.
Siyasi Eğilimlere Göre Dağılım
Bu konudaki görüşler tamamen ideolojik kamplara göre bölünmüş durumdadır:
- Sol Siyasi Kanat: %80'in üzerinde bir oranla 1967 sınırları ve iki devletli çözümü barış için bir gereklilik olarak görür. (Ancak sol kanat, İsrail Yahudi seçmenleri arasında oldukça küçük bir azınlığı temsil etmektedir).
- Merkez Siyasi Kanat: Yaklaşık %40-44 civarında bir destek verir, ancak güvenlik şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır.
- Sağ ve Merkez Sağ Kanat: %90'ın üzerinde bir oranla 1967 öncesi topraklara dönülmesine tamamen karşıdır.
Özetle; İsrailli Yahudilerin kabaca %20 ile %25'lik bir kesimi 1967 sınırlarına (veya toprak takaslı varyasyonlarına) dönülmesini barış için doğru bir adım olarak kabul ederken, %75'i aşan büyük bir çoğunluk bu adımı güvenlik riski olarak görmekte ve barış getireceğine inanmamaktadır.
25 Mayıs 2026 Pazartesi
Lübnan sınırında neler oluyor?
Günlerdir Lübnan'dan Israel'in kuzeyini hedef alan dron saldırıları ve roketlerin bitmeyen tehlikesi altında hayatlarını devam ettirmeye çalışan Israellilerin yaşadıkları cehennemi bir kez dile getirmemiş olan dünya basını susarken Israel'in güney Lübnan'da geniş çaplı bir saldırıya hazırlandığını kısa bir süre içinde herkes duyacak.
Paris'teki koltuklarında keyifli bir akşamın tadını çıkaran entel danteller ilk haberleri okuduklarında bir kez daha Filistin halkına ağıt yakıp Israel'in canavarlıklarını dillerine dolayacaklar..
Bir kez daha yeni bir saldırının keyfi, sistematik bir tempoda yürütüldüğü dillendirilebilir, sıcak çikolatasını içen bir gerzek tarafından. Herşeyi bildiklerinden emin ukalalar yeniden açarlar ağızlarını. Içlerindeki nefret ne de olsa az körüklenmedi son iki senede. Bir defa daha, yeni bir saldırı insafsızca, durup dururken başlamış gibi gelebilir uzaktan gazel okuyanlara.
Iki buçuk senedir, kimi aralıklarla neredeyse hiç bitmeyen ateşin altında yaşayanlar anlatıyorlar; sirenler bir çok defa üzerlerine patlayıcı isabet ettikten sonra başlarken kendilerini korumak için saklanacak zamanları neredeyse hiç yok diye...
2023'te başlayan bu savaşta kuzey sınırında yaklaşık 3000 bina zarar görürken Hizbullah saldırlarına ara vermek yerine ateşi son günlerde hızlandırırken, burada yaşananlar hiç bir medya kuruluşu tarafından haber değeri taşıyacak kadar önemsenmiyor.
Belkide haber için Israel'in kükremesini bekliyorlar.
O zaman herkes bir ağızdan tepkisini dile getirecek.
Israel'in kendisini savunma hakkını bile bu ülkeye fazla görenler laf edecekler yeniden.
Zaten Israel'in varlığını fazlalık olarak görenler artık sadece Hamas değil, John, Françoise ya da Adolph. Katar paralarıyla dönen bir çark Israel düşmanlığıyla girdikleri süreçte metamorfoza uğrayan kendi toplumlarının geçirdiği değişimi farkedemeyecek kadar olayın ìçindeler.
Filistin bayrağının boyadığı renkler sadece sokakları değil kendi beyinlerinin de kimyasını değiştirirken bu algı oyununun Yahudilerle başlarken onları nasıl bitireceğini farketmiyorlar bile.
Ve Batı'da yaşayan Yahudiler bile bu oyunun bir parçası haline gelirlerken Israel'in başına gelebilecek bir felaket için kaygı duyacaklarına Israel'i suçlu çıkarmakla meşguller.
Beyinlerinin ne kadar yıkandığının farkında değiller.
Artık ve yeniden bizi yok etmek isteyenler sadece Araplar değil. Avrupa'nın ortasında eski Nazilerin torunları ve onların destekçileri, kimileri sol kimileri sağdan gelirken ortak noktada Israel'in yok olduğu günün hayalinde buluşuyorlar.
Bu gece yeniden heyecan dolu bir bekleyiş söz konusu. Güney Lübnan bir kez daha hareketli. Israel'e hayatı zehredenlere cevap yolda gibi..
Bbc,'nin bir sonraki başlıkları şimdiden hazır...
Ne de olsa çaresi yok. Kuzey'de yaşamı normalize etmek için Hizbullahı sınırdan uzaklaştırmak şart. O da bölgeye çiçekler göndermekle mi olur göreceğiz?
Israel Güney Lübnan'da ......kişiyi öldürdü.
Rouen'e ya da Marseille'e her gün bir kaç füze düşseydi acaba iki yüzlü Macron bu duruma nasıl karşılık verirdi?
Söylentiye göre önümüzdeki günlerde, belki de saatlerde Hizbullah Israel'in daha içlerini hedef alacakmış.
Iki aylık sessizlikten sonra yeniden sığıklara koşacağız belki. Buna alıştık demek zor.
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Is this sincere idealism — or is it a kind of political theater, a performance of moral superiority?
How is it possible that in a small country like Israel — with fragile borders and surrounded on all sides by radical Islamist groups that openly dream of eliminating the only homeland of the Jewish people — there are still Israelis who believe we should give back territories to the Palestinians, trusting that this would bring peace rather than destruction?
Thirty years ago, many Israelis hoped that peace could be achieved through a land‑for‑peace agreement. But history has shown us that every time Israel was ready to compromise for a better future, the Palestinians interpreted those compromises as weakness. The result was waves of terror attacks that cost countless lives and made daily life unbearable.
In any country with normal living standards, people would never accept terror as part of their daily routine — suicide bombings in restaurants, on buses, in the streets.
The world may not speak enough about the concessions Israel has made for peace, but Israelis have lived through the consequences of Palestinian refusals. Even Bill and Hillary Clinton, two prominent American leaders, have publicly acknowledged this.
So how is it that some Israelis — especially among academics, writers, and artists who call themselves peace activists — still demonstrate against Israel’s defensive wars against Hamas or Hizbullah, terrorist groups that deliberately plan cross‑border invasions and massacres like the one we experienced on October 7th?
The Israeli Defense Forces have uncovered numerous tunnels crossing into Israeli territory from both the West Bank and Lebanon.
I can understand foreigners who support the Palestinians — those who do not know the full history, those influenced by propaganda, or those who are simply antisemitic. But I cannot understand Israelis who live here, who know what has been happening for decades, and who still insist that peace depends solely on Israeli concessions.
These elites, these academics — do they truly believe that peace will come if Israel tries again? Or do they have other motives for supporting the Palestinians more than their own nation’s security and well‑being?
Do they genuinely believe in peaceful coexistence with people who openly declare that not only the 1967 borders, but Tel Aviv, Haifa, and all of Israel, are part of their future Palestine?
Do they trust these declarations more than they trust their own compatriots — the very people they seem to despise because of political differences, cultural backgrounds, or religious identity? How can those who call themselves liberals refuse to accept different political views within their own society?
For decades, the Ashkenazi elites and the left‑wing establishment dominated Israeli society, shaping its institutions and its future. Academia and the Supreme Court became exclusive clubs, often closed to right‑wingers and Mizrahi Jews. And yet these same people present themselves as enlightened intellectuals who want peace at any cost — even if that cost is Israel’s security.
They want to give back land for what? To compromise with those who show no real intention of living in peace with us?
Is this sincere idealism — or is it a kind of political theater, a performance of moral superiority?
These so‑called progressives want to prove to the world that they belong to the Western intellectual movement. In doing so, they cooperate with forces that ultimately strengthen radical Islam, which would gladly replace Israeli democracy with Islamist rule.
For now, these intellectuals enjoy the comfort of their ideals, claiming they are “enlightening” the supposed darkness created by ordinary people — the very people who simply want to protect their children’s future. Ordinary Israelis whose sons and daughters serve in the army. Soldiers who fight so that children can play safely in the playgrounds near their homes.
Batya Ruso Galanti
3 Şubat 2026 Salı
Italya'da bir restoran
Musterilerin Israelli olduklarini ogrendigi an Siyonistlerin restoraninda yerleri olmadigini soyleyip onlari asagilayarak antisemit soylemlerde bulunan restoran sahibini afise etmek icin sosyla medyayi kullanan Israelli ciftin yayinladigi video buyuk kitlelere ulasirken, Italya'da 7 Ekim gununden bugunlere bitmeyen Anti Israel gosterilere karsin cogunlugun sessiz kaldigi antisemitik ortamda, video'ya bir coklari teki gosterirken cogunluk restoran sahibinin yaninda yer aldi.
Ve bu hadiseyi takip eden gunlerde Napoli sehrinin her yerinde, " Siyonistleri burada istemiyoruz!" stikerleri gorulmeue baslandi.
II. Dunya Savasinda Yahudilerin
21 Mart 2025 Cuma
Gazze'de 491 gün esir tutulan Eli Sharabi BM'de konuştu!
Geçtiğimiz gün BM güvenlik konseyi bir defa daha direk olarak Israel'i hedef aldı.
BM Güvenlik Konseyi Başkanı Antonio Güterres Gazze'deki duruma ilişkin olarak; " Hedefimize varmadan durmayacağız!" derken , Birleşmiş Milletler sözcüsü, Farkan Haq; " Israel'in bombardımanları yüzünden bir gecede yüzlerce kişinin öldüğünü, ve Guterres'in bu durum yüzünden şokta olduğunu!" tekrarlayarak, savaşın bir an önce durdurulması gerektiğini bildirdi.
Gazze sınırından kaçırılan Israelli kadınları ve çocuk ve gençleri aynı masum Gazze halkının ellerinde eziyet gördüklerini, süründürüldüklerini gizlemeselerdi adil olabilirlerdi.
Filistinli masum halkın bugüne dek Hamas'ın adamlarıyla birlikte esirleri sakladıklarını konuşmayan media, sadece bir gecede öldürülen, çoğu Hamas militanı olan Filistinliler için karalar bağlıyor.
491 gün boyunca Gazze'de esir tutulduktan sonra 8 Şubat'ta Israel'e geri verilen Eli Sharabi, serbest kaldıktan haftalar sonra, BM'de söz alırken, yaşadıklarını anlattı.
Ve aynı gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Israel'a karşı aldığı son karara tepkisini dile getirdi.
Gazze'de esirler günde bir pitayla beslenirlerken, hayvanlar gibi kafese kapatılıp, zincire vurulurlarken, aylarca tünellerde, karanlıkta tutulurlarken kimse onların haklarını bir kez bile savunmadı, esirlerin Gazzeliler tarafından, karşı karşıya kaldıkları muameleyi görmezden gelen, dünya politik çevresinin saygıyla baktığı BM kurumunun ikili tavırları, Hamas'ın bir terör örgütü oldgünü kabuledememesi gerçeği kendisine verilen saygıyı kesinlikle hakketmediğinin işaretleridir. .
BM'in iki yüzü vardır. Birinci yüzü açıkladığı adil dünya beyannamesi palavrasıdır, ikinci ve gerçek yüzüyse kendi menfaatleri için izlediği yalan ve aldatıcı politikalarıdır. Bu kurum kendisine gösterilen saygıyı hakketmemektedir
ELI SHARABI SAYS:
Hamas eats like kings while hostages starve. Hamas steals from civilians. Hamas blocks aid from reaching those who truly need it. I know that you discuss the humanitarian situation in Gaza very often. But let me tell you, as an eyewitness—I saw what happened to that aid. Hamas stole it. I saw Hamas terrorists carrying boxes with the UN and UNRWA emblems on them into the tunnel.”
9 Şubat 2025 Pazar
Dünya media'sındaki Filistinli mahkumlar
İki yüzlülük devam edyor. Dünya media'sı, son esir takasında, Israel hapishanelerindeki teröristlerin salınmalarını, Israel şu kadar "Filistinliyi" serbest bıraktı başlıklarıyla veriyor. Bu insanları terörist olarak nitelendirmeyerek yeniden ve bir kez daha kelime oyunu oynuyorlar. Kibutzlarda ve Nova festivalinde yapılanlarla, katillerle masum sivilleri, yataklarından zorla, silah zoruyla götürülenleri, zulmedilenleri, zavallı insanlarla, bu elleri kanlı canileri aynı hesaba koyuyorlar.
Avrupa'nın ikiyüzlülüğünün, insafsızlığının, yalancılığının, antisemitizminin sonu gelmedi ve gelmeyecek. Eğer Filistinlilere yaptıkları iğrenç yağcılığın kendilerine puan getireceğini sanıyorlarsa, bundan onlara çıkar çıkacağına inanıyorlarsa yanılıyorlar.
Bu haksızlıklar bu doğanın içindeki dengesizliğin dengesinde cevabını bulacak. Çünkü gün gelip radikal anlayış onları yok edecek.
Avrupa ya da Batı sonunun geldiğini göremeyecek kadar kendi zaafları içinde boğuluyor. Yüzyıllardır yarattıkları değerleri yıktıklarının farkında değiller. Çünkü o suyunu çeken liberal akımların son kalan demiyle sarhoşlar hala.
Kendi yapmacık insancıllıklarıyla, göreceli sevgileri ve kurallarıyla onları içten içe kemiren sömürgenlerin ağına düştülerinin farkında bile değiller.
Yahudileri, Israel'i kullanarak hedef almaya devam ederken, Avrupa toplumunu katkılarıyla zenginleştirenlerden nefret ederken onları sevmeyen, onları kabul etmeyen, onları yıkmaya niyet edenlere empatiyla bakıyorlar.
Sanırım bu da onların cezası!!!
18 Ocak 2025 Cumartesi
Yemen bu sabah üzerimize yeniden füze attı
Bir sabah daha güne Yemen'den üzerimize atılan balistik füzeyle uyandık. Ülkenin yarısı sirenlerle ayağa kalktı.
Hutiler, kıçlarında donu olmayan, yiyecek yemekleri olmayan, askerleri terlikli insansılar üzerimize hala füzeler atıyorlar.
BBC en son ne zaman bahsetti bunlardan, ne zaman bizim tarafımızı dile getirdi??
Peki, Le Monde?
Le Figaro?
Arapların dört bir tarafımızından bize nasıl saldırdıklarını ne zaman dile getirdiler?
Hamas'ın elindeki Filistinlilerin zavallılıklarını üzerimize yüklemekten ne zaman yoruldular?
Burada neler geçirdiğimizi, hikayeyi bulandırmadan ne zaman anlattılar?
BIKTIK SİZDEN
Umarım gün gelir aynı füzeler sizin başınızda patlar!!
Gazeteciler böyle şeyler yazmazlar belki, bilirim.
Zaten ben amatör bir yazarım..
Ben duygularımı daha heyecanlı, daha otantik dile getirebilirim..
Evet; AVRUPA'NIN ARTIK YAPTIKLARININ CEZASINI ÖDEMESİNİN ZAMANININ GELDİĞİNE İNANIYORUM.
Yapmacık insancıllıklarından, entellektüel barbarlıklarından, şık giyimlerinin altındaki hayvani iç güdülerinden, bize karşı bitmeyen nefretlerinden sıkıntı geldi!!
30 Aralık 2024 Pazartesi
Ritchie Torress, 'Columbia İntifadası'nı kınadı; Demokrat Kongre Üyesi, İsrail karşıtı kampüs grubunun İsrail karşıtı yazılarla dolu bir gazete yayınlamasının ardından 'aşırı solun İntifada aptallığına karşı sorumluların devrimi' çağrısında bulundu.
25 Aralık 2024 Çarşamba
Sekizinci cepheye rağmen!
Takvim 2024'ün son günlerini işaret ediyor.
Ve biz hala yedi hatta sekiz cephede savaşmaya devam ediyoruz... Dünya'nın kurumayan bataklığının orta yerinde diğerlerinden çok daha küçük ama insanlığa katkılarında kat kat büyük 7 milyon Yahudi, ( Arap nüfusuyla dokuz milyon) herşeye ve herkese inat yıkılmadan ayakta!!
Bu cepheler sadece silahlı çatışmaların, askerlerin, tanklar, tüfekler, dron ya da füzelerin bize yöneldiği sınır ya da toprak parçalarında değil, insan bedenini hedef alan, yaralayan, öldüren katleden silahlar değiller sadece; Israel'i hedef alan en ağır cephelerden biri uluslararası cephe.. fikirleriyle, kalem ya da bilgisayarla yaydıkları anti Israel yazılar, yayınlar, video, film ya da konferanslarla, ağızlarından çıkardıkları yalanlar, iftiralar, iki yüzlü yayınlarla, kelimelerle, kimilerinin emirleriyle ve kararlarıyla Israel'i hedef alan organizasyonlar, kurumlar, kitleler, ülkeler, politikacılar, yazarlar, okurlar okumayanlar.... dünyanın bir numaralı üniversitelerinde Arap parasının desteklediği aktivistlerin eylemleriyle palazlanan müslüman elitin Israeli zayıflatma girişimleriyle, BM'in çarpık ve illegal duruşuyla...
Tüm insanlığın bu küçük ülkeyi bertaraf etmek için adeta el birliği yaptığı sekizince cephe!!! Israel'in varlığını daha da zora sokmak için teröristlerle birlik olan ezeli düşmanlarımız. Batı'nın göreceli insani değerlerinin Israel'i tek yanlı eleştileriyle kanun dışı ilan eden, insan hakları savunucusu kılığına girmiş köpek sürüleri.
Uluslararası alanda Israel'in dayanma gücünü kırmak için elinden geleni ardına koymayan kamuoyunun baskısıyla, içlerinden silemedikleri nefretle, insanlığa olan güvenimizi bir defa daha yitirdiğimiz bir harp bu! .....
Bizi her an kınayanları, bizden sebepli sebepsiz nefret edenleri, Israel'in savaş taktiklerini anlayıp anlamadan eleştirmekten yorulmayanları, BDS'e verilen desteği, silah ambargolarını ve her ne pahasına olursa olsun Hamas teröristlerini oldukları yerde bırakıp beyaz bayrak açmamız için Israel'i zorlayarak, bugüne kadar gelinen noktada geriye kalan terör inlerini ellemeden geri çekilerek Hamas kalıntılarına ilk fırsatta bizlere aynı caniliği yapmaya hazırlanmaları için yeni bir şans tanımamızı bekleyenler bir yana; adeta kronik bir yas döngüsünü yaşatan ( her gün verilen şehitlerle, kaybedilen canlar ve ölen gençlerle ) uzun bir savaş...............bitmeyen bir travma.
1948 özgürlük savaşından bugüne karşı karşıya kalınmış en zor durum.
Kuzey'de yıkılan evler, güney'de yakılan kibutzlar ve Lübnan topraklarından bundan bir ay öncesine kadar gün gün atılan binlerce roket ve son iki haftadır bir diğer sınırımızda 60 yıla yakın devam eden Şii saltanatın, Esad ailesinin despot rejiminin sonunda çöküşüyla, Türk Sultanın bu boşluktan faydalanma çabaları, son bir kaç aydır Israel'e yönelttiği, Türkiye'yle Israel'in savaşın eşiğinde olduğu laflarını neden bu kadar ağzına doladığının bugün netlik kazanan sebepleri, Golan tepelerinin dibine çöken karanlık güçler, Daaş'ın adamları ve Al-Julani'nin yeni Suriye'de kurmaya çalışığı Sünni İslam devleti ve Türk Suriye sınırında Kürtlere karşı İslamcıları besleyen Erdoğan'ın Israel'in sonunu getirmek mücadelesine bir el de bizden şeklindeki tavırları, Kudüs'ü kuşatma hevesiyle bağıran halka verdiği olumlu yanıtlar, bir şekilde her tarafta mantar gibi türeyen asalak canlıların bize bir kez daha bulaşma çabaları.
Karşı karşıya olduğumuz radikal İslam'ın her bir koldan getirdiği tehlikeleri sınırlarımızdan uzaklaştırmak zorundayız. Bu bir iltihap gibi. Ortadoğunun yapısını Batı'da bugünlere dek kavrayamayanlara anlatmakta zorlandığımız bir hastalık gibi. Radikal İslamın bir gruptan diğerine, birinden bir başkasına el değiştiren kuvvetlerinin ortak sorunu, Allah için kafa kesme dürtüsünün her birinde olduğu, birbirlerini öldürmedikleri zamanlarda kafirlere el attıkları bu bölgenin yüzyıllardır değişmeyen yüzünün açık sebebi....
Batı Israel'i kendi normlarında bir ülke olarak gördüğü için bu kadar eleştiriyor dediklerinde kıçımızla mı gülsek yoksa ağlasak mı???
Birincisi sizin bizi nasıl gördüğünüzün, ne dediğinizin ne önemi var??
Biz Batıda mı yaşıyoruz?
Hoş Batı da Batı'da yaşamıyor artık! En azından hiç bir şey eskisi gibi değil artık. Ve olmayacak. Ve herşey daha kötüleşecek!!
Ortadoğu'da bir dönem keyfinize göre karıştırdığınız entrikalar, çizdiğiniz haritalar, kafanıza göre kurduğunuz ülkeler, size hizmet eden kukla rejimler ve zamanla tüm bunların getirdiği fiyasko yavaş yavaş suratınızda patlıyacak. Yıllarca başkalarının zenginliğinden beslendiniz. Kanlarını emdiğiniz milletler bugüne kadar yediklerinizi burnunuzdan getirmek için sabırsızlanıyorlar. Onlardan çaldıklarınızın sefasını sürmekle bitmeyecek sizden geriye istedikleri şeyler var. Kimliğinizi, ruhunuzu, adınızı, dininizi, çalmak için, köklerinize kadar sizi değiştirmek için, sokaklarınızı kan gölüne çevirmek için sabırla bekliyorlar.
Beyinleri dumura uğrayan sözde akıllı, sözde gelişmiş Avrupalı hala içlerindeki müslümanları kızdırmamak için çok özen gösteriyor. Radikal İslam sorunundan bahsedince islamofob olarak suçlanıp parmakla gösterip konuşanları ırkçılıkla suçluyorlar. Bu kibar ve anlayışlı tutumunuzu beğeniyle şükranla karşılayan olmayacak. Sonunda herşey suratınızda patlayacak!!!
İnsan hakları, hayvan hakları herşey tam, bir tek anti Israel gösterilerin anti Yahudi akımlara dönüştüğünü anlamamak mübah. Her zaman olduğu gibi yine her "bok" un suçlusu belli.
Hastaya yanlış teşhis koyduğunuzda verdiğiniz yanlış ilaçla kişiyi tedavi edemezsiniz!! Avrupa da suçu yanlış adrese atmaya devam ettikçe sonunda bedelini ağır ödeyecek!!!
Arada Batı'da yaşayan kimi Yahudilerin yaşadıkları yere ayak uydurmak kaygısıyla kendi milletini karşılarına alarak bir halt yediklerini zannettiklerinde, Avrupa insanının onlara daha fazla sempati duyacaklarını düşünüyorlarsa bir kez daha yanılıyorlar. Onlara, kendilerinin de Israel'in karşısında olduklarını ispatlamak çabaları, onlar gibi olduklarını gösterme kavgaları Yahudiye duyulan nefreti silmeyecek. Çünkü bir Yahudi ne yaparsa yapsın yine suçludur.
Sahip oldukları yegane devletin var olma hakkı için mücadele etmek yerine düşman tarafla saf tutmak istiyorlarsa bu da onların bileceği seydir. Bu ülke onlarsız da yoluna devam edebilir.
Yahudiler çağlar boyunca mücadeleden kaçtılar ve bu kaçışın onlara nelere mal olduğu tarih sayfalarında yazar. Bir yerden diğerine bir çöp gibi atılmaktan kurtulamamış bir milletten öteye gidemedik. Ancak o günler artık gerilerde kaldı. Bugün bambaşka bir Yahudi var. Kendini savunan bir Yahudi var.....
Ve bu, Yahudiyi tepetaklak görmeğe alışmış kimi kitleleri rahatsız ediyor. Yahudiyi fırında tercih edenlerin işine gelmiyor, kendisine saldıranlara gereken cevabı veren bir Yahudi nefretle karşılık buluyor.
Tüm insanlığın karşı duruşuna rağmen Israel'in sahip olduğu yeterince bilgi, yeterince metanet, cesaret ve özveri ve vatan sevgisi kaybedilen ışığı yeniden yakalamasının tek yoludur.
İşte, herkese ve herşeye rağmen var olmaktır bu.
Bu savaşta diğerlerinde olduğu gibi, Batı'ya kalsaydı, Israel kendini savunmamalıydı..daha ilk günlerden silahı bırakmasını emredenler, ona karşı hareket eden kitlelerin çığlıklarına, Eurovision'da 20 yasındaki genç şarkıcıya yüklenen sözde insan hakları savunucularına baksaydı, bugün Israel'in kaderini düşmanları belirliyor olacaktı.
Eğer onları dinlemiş olsaydık, İran sonumuzu getirecek son hamle için ellerini sivazlıyor olacaktı.
Kim bilir belki o zaman Avrupa insanın ıslak rüyası gerçek olacaktı.
24 Aralık 2024 Salı
Papa'ya benden bir dua
Papa'nın haksız çıkışlarıyla 1 milyardan fazla Hıristiyanın akıllarına anti Israel fikirler ekme çabasını kınıyorum. Insanları bize karşı fikirlerle doldhrmasını ve ölçüsüz Israel eleştirilerini, sözü geçen ve kitleler üzerindeki etkisini kötüye kullanmasını kınıyorum.
Teröre karşı yürüttüğümüz zor mücadeleyi görmezden gelen, aklı başında olduğu halde anlamamak için direnen insalanrın bizi anlayacakları günleri diliyorum kendilerine.
Dilerim bizi en zor yoldan anlayasınız. Çünkü mantık ve empatinizi tamamen kaybettiniz.
Nefretinizde boğulun.
22 Aralık 2024 Pazar
Papa; " Bu savaş değil, bu acımasızlık!"
Israel'i acımasızlıkla suçlayan Papa'nın göreceli insanlığına karşı durarak onun bu ikiyüzlü tavrına karşılık gerçek insanlığın ne olduğunu hatırlatmak zorundayız. Fakat ne yazık ki sesimiz kitlelerin çığlıkları arasında pek duyulmuyor.
Dünya alışık olduğu çarpık zihniyetin ardından bizim yakından tanıdığımız çıkışlarına devam ediyor.
Her gün bir başkası çıkıyor karşımıza.
Kendi kirli çamaşırları, işlerine gelmeyen mevzular bir çoğu tarafından ortak ellerle temize çıkarılırıken, yaşam döngüsü teatral bir havada geçiyor.
Mesela Afrika'da aç gezen çocuklara Batı'dan buralara gelen kimi yardımsever doktorların, o sözümona insanı yardımlarını seyrediyorum son günlerde. Tik Tok'ta karşıma sık sık çıkan videolar bunlar. kimi siyahi çocuklar, Afrika'nın el değmemiş fakirliğinin, kurak ortamında, her biri rengarenk kıyafetlerin içinde, o çok çiçekli, bin bir çeşit renkle bezedikleri kumaşlara sarılı bedenleri, sanki hayatın karamsarlığını örten bir örtü gibiler... Batı'dan herşeyi bir kenara bırakarak onlara bir tas çorba uzatmaya gelen genç kadının saçlarını Bob Marley misali örgülerle bezeyen minik insanlar fakirlikleriyle eş oranda bir saflığa sahipler.
Taa Avrupa kıtasından uzanan ellerin onlardan çaldıklarından geriye kalan kimi kırıntılardan onlara bir lokma bağışlamak için gelen insansever beyazlara hayran hayran bakıyorlar. (kişilere karşı şahsi bir nefret değil ) ancak yine de bu tiyatromsu videolar midemi bulandırıyor.
Sıska bacaklarıya sıraya girmiş kara çocukların ellerine verdikleri bir tabak yemek bir neslin geleceğini kurtaracak sanki (???!!!
)O minik insanlardan bir tanesini kucağına alan genç güzel kadının kollarından adeta dökülen çocuğun bir deri bir kemik kalan bedeninin zor taşıdığı kocaman kafasında, etrafa baygın gözlerle bakan yüzü artık kendisine gösterilen şefkati algılayacak kuvvetten bile yoksun gibi..
Emperyalist Batının iliklerine kadar sömürdükleri dünya'nın her bir noktasında, geriye kalan ilkel (?!) topluluklara hala yukarıdan bakanlar, sadece iki yüzlü bir insanlık kılıfının içinde gezenler...
Hiç kimse umurlarında değil. Bu dünyayı kendileri yaratmış, herkese insanlığı kendileri öğretmiş havasındakiler... Kanada, İrlanda, Fransa ya da İsveç ve diğerleri...........Hepsi palavracı..
Kurdukları iki yüzlü kurumların, iki yüzlü kararlarıyla sözde ders vermeye çalışanlar. Teröristleri ödüllendiren Macron'un, ya da Papa'nın palavralarını biz yemeyiz!!!
Suratına tüküresim gelen Avrupa insanının sözde insanlığından sıkıntı geldi artık.
Katoliklerin lideri Israel'i acımasızca çocukları bombalamakla suçlarken; bu savaş değildir demiş....
Bak sen.. Dünya'nın dört bir köşesinden topladıkları tarihle zenginleşen kilisenin sevgili lideri bize insanlık öğretecek!!
İnsaniyet, Noel'de üzerinize arabayı sürüp çoluk çocuk sizleri ezenlerin size verdikleri hediyedir belkide...
...................
400 günden fazla zaman geçti... savaşın ilk günü yataklarından kaçırdıkları genç kızları, çocukları, bir çok yaşlıyı Gazze'nin karanlık köşelerinde, bizzat evlerinde gizleyenler de masum Gazzeliler!!
Onlara bir yıldan fazla eziyet eden, cinsel taciz yapan masum Gazzeliler!!! Bir evden diğerine götürürken, 19-20 yaşındaki kızları saçlarından çekenler, gözlerinin ortasında yumruğu indiren, başlarına silah dayayarak cinsel organlarını dayayanlar.
Onlara yataklık yapanlar ve bu insanların bulundukları yerleri, tüm yaşanılanlara rağmen hala bildirmeyen..MASUM GAZZELİLER.
Kibutzlardan elleri kolları, kafaları kesik götürülen cansız bedenleri linç eden masum Gazzeli çocuklar!
...................
Yafo'da, bizim içimizde yaşayan Araplara sorduğumuzda kitabımızda bu yazıyor, sizinle barış yapmamız mümkün değil, bizler de Hamas'ın destekçisiyiz diyebilmekten korkmayanlara verilen özgürlük!!! Onlara insan gibi yaşama şansı veren tek rejime karşı konuşabilme fırsatı verenleri yerin dibine sokanlar problemlidirler!!!
Kendi çocuklarının cesetleri arkasında hala esir teslimi için pazarlık yapmaya devam edenleri haklı gösterenler problemlidirler!!
Sefaletten, savaştan, kandan ve ölümden yılmayanlara güç verenler!!!
Uluslararası cemiyet, ve ISRAEL'İN DIŞINDA İKAMET EDİP SADECE KENDİ EGOİST RAHATLIKLARI İÇİN düşmanlarımızla SAF TUTANLAR DAHİL OLMAK ÜZERE; savaşın en başından bugüne esirlerimiz için en ufak bir üzüntü duymadılar!! Hatta esirlerimize nefret, iğrenti ve sorumluluk yüklediler. Tüm olanların sorumluluğunu, o günahsız çocuklara ve barış için canlarını vermeye hazır olan insanlara yüklediler.
Israelli masum esirlerin geriye evlerine gönderilmesi şartını hiç ağızlarına bile almayan sözde ahlak bekçileri, esirleri aç birakanlara hesap sormak şöyle dursun teröristlerin sırtlarını sıvazlayıp onlara neredeyse madalya takmaya hazır olduklarını gösterdiler!! Ve bu politika hala devam ediyor.
Bu riyakarlığınız, iki yüzlülüğünüzle bir yerlerden cezanızı bulacaksınız. Eğer bu dünya bir çeşit denge üzerindeyse, sizin yeryüzünde yarattığınız dengesizliklerin yerlerine oturmaları için olacaklardan size de pay çıkacak!! sizler de ödeyeceksiniz.
Görevlerini, sorumluluklarını kötüye kullananlar bir gün o çanak tutukları insansı yaratıkların ellerine düşecekler.
Ve ben o gün onlara acımayacağım!!!!
-
Un an après le pogrom du Hamas ! En tant qu'Israélienne et juive d'origine turque, on m'a souvent posé des questions sur le c...
-
Musterilerin Israelli olduklarini ogrendigi an Siyonistlerin restoraninda yerleri olmadigini soyleyip onlari asagilayarak antisemit soylem...
-
Bir hafta içinde yeniden bir "Anma Günü"... Israel bu kez şehitlerini anıyor... Bu akşam sekizde yeniden, bu defa bu topraklar içi...

