11 Haziran 2026 Perşembe

Y Net'ten....

Israel brought me back to life’: Turkish student defies threats to stand with Israel


Turkish student Tuğçe Avcı says supporting Israel cost her friends and brought daily threats, but insists the country has become her second home and hopes Israelis and Turks can rebuild their friendship





When Tuğçe Avcı first arrived in Israel from Turkey, she came as a curious student eager to understand one of the world's most complex conflicts from multiple perspectives. Today, the political science student at the Hebrew University of Jerusalem finds herself navigating a very different reality — one shaped by public support for Israel, online harassment and an uncertain future.

Raised in a secular, left-leaning family in Turkey, Avcı says her decision to study in Israel began after meeting Israeli tourists and becoming interested in understanding the region beyond the narratives she had grown up hearing. As she explored universities abroad, the Hebrew University stood out. "I wanted to understand what was happening between Israelis and Palestinians from the Israeli side as well," she said. "Studying there felt like an opportunity to learn firsthand."

The decision was met with confusion and criticism back home. Some friends questioned why she would "risk her life" by moving to Israel, while others gradually cut off contact altogether. According to Avcı, some were afraid that even communicating with her could attract unwanted attention. Others openly disagreed with her views and distanced themselves as her public support for Israel became more visible.

That visibility has come at a price. Avcı says she receives threats daily because of her social media activity. During periods when her posts gained wider attention, the volume of abuse became overwhelming. "There were moments when I felt people must be paying others to threaten me," she said. "I couldn't understand how someone could spend all day and all night doing that." Over time, she says she has learned to live with the reality of being targeted online.

Despite the hostility she faces abroad, Avcı describes her experience in Israel very differently. She says fellow students embraced her warmly, particularly in the aftermath of the war. Many became a support network she now considers family. The sense of belonging, she says, stands in sharp contrast to the isolation she experienced elsewhere.

Asked about the dramatic deterioration in relations between Israel and Turkey, Avcı places much of the blame on domestic politics. She argues that Turkish President Recep Tayyip Erdoğan has increasingly used the Palestinian issue to advance his own political goals and strengthen religious and nationalist forces within Turkey. "Palestine is a very useful tool for him," she said, suggesting that the issue has been leveraged to mobilize support and reshape Turkish society.

Yet Avcı remains optimistic about the future. She believes the longstanding friendship that once existed between Israelis and Turks can eventually be restored. For that to happen, she argues, greater freedom of speech and a more diverse media landscape are essential. "I don't see any reason why we can't be friends again," she said.
For now, Avcı's immediate focus is on her future in Israel. She recently began the process of seeking political asylum and is awaiting the next stage of her case. While she hopes to eventually work as a journalist or researcher, politics remains a distant possibility.

When asked what she loves most about Israel, her answer came quickly. "The people," she said. "When I feel sad or depressed, I go to the beach in Tel Aviv and see the joy, the energy and the life around me. It brings me back to life."
For a young woman who crossed borders in search of understanding, Israel has become more than a place to study. It has become a place where, despite the challenges, she says she has found community, purpose and hope.


|








4 Haziran 2026 Perşembe

İsraillilere 1967 topraklarından çekilmek barışı getirebilir mi?" diye sorsak...

Bu soruyu  Google'da tıklarsanız Israil'deki Yahudi nüfusunun genel bakış açısına global bir cevap bulmak mümkün.... 


İsrail’deki Yahudi nüfusunun 1967 öncesi sınırlarına (Yeşil Hat) dönülmesini barış için gerekli veya olumlu bir adım olarak görme oranı, özellikle son yıllarda ve yaşanan büyük kırılmaların ardından oldukça düşük bir azınlığa gerilemiş durumdadır.

​Bu oran, sorunun nasıl sorulduğuna (örneğin, toprak takası olup olmayacağı, güvenlik garantileri veya iki devletli çözüm paketiyle birlikte sunulup sunulmadığı gibi) ve dönemin siyasi atmosferine göre değişiklik gösterse de genel eğilim net bir düşüşe işaret etmektedir.

​Güncel ve tarihsel veriler ışığında genel tablo şu şekildedir:

​Güncel Durum ve İki Devletli Çözüme Yaklaşım (2024 - 2026)

​Tel Aviv Üniversitesi bünyesindeki gelişmiş kamuoyu araştırmaları merkezleri (Peace Index) ve Filistin Politika ve Anket Araştırma Merkezi (PCPSR) tarafından yapılan yakın tarihli ortak çalışmalara göre:

  • Genel Destek: İsrailli Yahudiler arasında 1967 sınırlarına dayalı (veya bu sınırları içeren bir iki devletli çözüm) genel bir barış paketine destek %21 ile %25 civarındadır.
  • Çözüm Modeli Olarak: Mart 2026 verilerine göre, İsrailli Yahudiler arasında iki devletli çözüme olan destek %23 seviyesinde kalmıştır. Yahudi kamuoyunun çoğunluğu (%38 ile ilhak/sınırlı haklara sahip tek devlet formülünü veya %31 ile mevcut statükonun devamını) tercih etmektedir.

​Detaylar ve Şartlara Göre Değişim

​Geçmiş yıllarda yapılan daha spesifik anketlerde, "1967 sınırlarına geri dönme" fikri doğrudan sorulduğunda şu sonuçlar öne çıkmaktaydı:

  • Koşulsuz veya Doğrudan Geri Çekilme: Kudüs Kamu İşleri Merkezi (JCPA) ve benzeri kuruluşların yaptığı daha geniş kapsamlı anketlerde, İsrailli Yahudilerin yaklaşık %74-75'i 1967 sınırlarına dayalı bir Filistin devletinin kurulmasına veya bu sınırlara çekilmeye karşı olduğunu belirtmiştir.
  • Toprak Takası (Land Swaps) ve Güvenlik Garantileri: Eğer geri çekilme büyük yerleşim bloklarını İsrail'de bırakacak şekilde toprak takaslarını, Batı Şeria'nın askerden arındırılmasını ve net güvenlik garantilerini içeriyorsa, geçmişte (özellikle 2010'lu yılların başında) bu oran %40-45 bandına kadar çıkabiliyordu. Ancak günümüzde bu iyimser senaryolara verilen destek de ciddi oranda aşınmıştır.
  • İnanç Derecesi: "1967 sınırlarına çekilmek çatışmayı bitirir ve barış getirir mi?" sorusuna İsrailli Yahudilerin %80'den fazlası "Hayır, bitirmez" yanıtını vermektedir. Yani bu adımı barışa giden işlevsel bir araç olarak görenlerin oranı oldukça sınırlıdır.

​Siyasi Eğilimlere Göre Dağılım

​Bu konudaki görüşler tamamen ideolojik kamplara göre bölünmüş durumdadır:

  • Sol Siyasi Kanat: %80'in üzerinde bir oranla 1967 sınırları ve iki devletli çözümü barış için bir gereklilik olarak görür. (Ancak sol kanat, İsrail Yahudi seçmenleri arasında oldukça küçük bir azınlığı temsil etmektedir).
  • Merkez Siyasi Kanat: Yaklaşık %40-44 civarında bir destek verir, ancak güvenlik şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır.
  • Sağ ve Merkez Sağ Kanat: %90'ın üzerinde bir oranla 1967 öncesi topraklara dönülmesine tamamen karşıdır.

Özetle; İsrailli Yahudilerin kabaca %20 ile %25'lik bir kesimi 1967 sınırlarına (veya toprak takaslı varyasyonlarına) dönülmesini barış için doğru bir adım olarak kabul ederken, %75'i aşan büyük bir çoğunluk bu adımı güvenlik riski olarak görmekte ve barış getireceğine inanmamaktadır.

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Lübnan sınırı yatışmıyor, Israel'in sopası yolda

Günlerdir Lübnan'dan Israel'in kuzeyini hedef alan dron saldırıları ve roketlerin bitmeyen tehlikesi altında hayatlarını devam ettirmeye çalışan Israellilerin yaşadıkları cehennemi bir kez dile getirmemiş olan dünya basını susarken Israel'in güney Lübnan'da geniş çaplı bir saldırıya hazırlandığını kısa bir süre içinde herkes duyacak.

Paris'teki koltuklarında keyifli bir akşamın tadını çıkaran entel danteller ilk haberleri okuduklarında bir kez daha Filistin halkına ağıt yakıp Israel'in canavarlıklarını dillerine dolayacaklar..  

Bir kez daha yeni bir saldırının keyfi, sistematik bir tempoda yürütüldüğü dillendirilebilir, sıcak çikolatasını içen bir gerzek tarafından. Herşeyi bildiklerinden emin  ukalalar yeniden açarlar ağızlarını. Içlerindeki nefret ne de olsa az körüklenmedi son iki senede. Bir defa daha, yeni bir saldırı insafsızca,  durup dururken başlamış gibi gelebilir uzaktan gazel okuyanlara. 

Iki buçuk senedir, kimi aralıklarla neredeyse hiç bitmeyen ateşin altında yaşayanlar anlatıyorlar; sirenler bir çok defa üzerlerine patlayıcı isabet  ettikten sonra başlarken kendilerini korumak için saklanacak zamanları neredeyse hiç yok diye...

2023'te başlayan bu savaşta kuzey sınırında yaklaşık 3000 bina zarar görürken Hizbullah saldırlarına ara vermek yerine ateşi son günlerde hızlandırırken, burada yaşananlar hiç bir medya kuruluşu tarafından haber değeri taşıyacak kadar önemsenmiyor.

Belkide haber için Israel'in kükremesini bekliyorlar.

O zaman herkes bir ağızdan tepkisini dile getirecek.

Israel'in kendisini savunma hakkını bile bu ülkeye fazla görenler laf edecekler yeniden.

Zaten Israel'in varlığını fazlalık olarak görenler artık sadece Hamas değil, John, Françoise ya da Adolph. Katar paralarıyla dönen bir çark Israel düşmanlığıyla girdikleri süreçte metamorfoza uğrayan kendi toplumlarının geçirdiği  değişimi farkedemeyecek kadar olayın ìçindeler.

Filistin bayrağının boyadığı renkler sadece sokakları değil kendi beyinlerinin de kimyasını değiştirirken bu algı oyununun Yahudilerle başlarken onları nasıl bitireceğini farketmiyorlar bile.

Ve Batı'da yaşayan Yahudiler bile bu oyunun bir parçası haline gelirlerken Israel'in başına gelebilecek bir felaket için kaygı duyacaklarına Israel'i suçlu çıkarmakla meşguller.

Beyinlerinin ne kadar yıkandığının farkında değiller.

Artık ve yeniden bizi yok etmek isteyenler sadece Araplar değil. Avrupa'nın ortasında eski Nazilerin torunları ve onların destekçileri, kimileri sol kimileri sağdan gelirken ortak noktada Israel'in yok olduğu günün  hayalinde buluşuyorlar.

Bu gece yeniden heyecan dolu bir bekleyiş söz konusu. Güney Lübnan bir kez daha hareketli. Israel'e hayatı zehredenlere cevap yolda gibi..

Bbc,'nin bir sonraki başlıkları şimdiden hazır...

Ne de olsa çaresi yok. Kuzey'de yaşamı normalize etmek için Hizbullahı sınırdan uzaklaştırmak şart. O da bölgeye çiçekler göndermekle mi olur göreceğiz?

Israel Güney Lübnan'da ......kişiyi öldürdü.

Rouen'e ya da Marseille'e her gün bir kaç füze düşseydi acaba iki yüzlü Macron bu duruma  nasıl karşılık verirdi?

Söylentiye göre önümüzdeki günlerde, belki de saatlerde Hizbullah Israel'in daha içlerini hedef alacakmış.

Iki aylık sessizlikten sonra yeniden sığıklara koşacağız belki. Buna alıştık demek zor.




13 Mayıs 2026 Çarşamba

Is this sincere idealism — or is it a kind of political theater, a performance of moral superiority?

How is it possible that in a small country like Israel — with fragile borders and surrounded on all sides by radical Islamist groups that openly dream of eliminating the only homeland of the Jewish people — there are still Israelis who believe we should give back territories to the Palestinians, trusting that this would bring peace rather than destruction?

Thirty years ago, many Israelis hoped that peace could be achieved through a land‑for‑peace agreement. But history has shown us that every time Israel was ready to compromise for a better future, the Palestinians interpreted those compromises as weakness. The result was waves of terror attacks that cost countless lives and made daily life unbearable.

In any country with normal living standards, people would never accept terror as part of their daily routine — suicide bombings in restaurants, on buses, in the streets.

The world may not speak enough about the concessions Israel has made for peace, but Israelis have lived through the consequences of Palestinian refusals. Even Bill and Hillary Clinton, two prominent American leaders, have publicly acknowledged this.

So how is it that some Israelis — especially among academics, writers, and artists who call themselves peace activists — still demonstrate against Israel’s defensive wars against Hamas or Hizbullah, terrorist groups that deliberately plan cross‑border invasions and massacres like the one we experienced on October 7th?

The Israeli Defense Forces have uncovered numerous tunnels crossing into Israeli territory from both the West Bank and Lebanon.

I can understand foreigners who support the Palestinians — those who do not know the full history, those influenced by propaganda, or those who are simply antisemitic. But I cannot understand Israelis who live here, who know what has been happening for decades, and who still insist that peace depends solely on Israeli concessions.

These elites, these academics — do they truly believe that peace will come if Israel tries again? Or do they have other motives for supporting the Palestinians more than their own nation’s security and well‑being?

Do they genuinely believe in peaceful coexistence with people who openly declare that not only the 1967 borders, but Tel Aviv, Haifa, and all of Israel, are part of their future Palestine?

Do they trust these declarations more than they trust their own compatriots — the very people they seem to despise because of political differences, cultural backgrounds, or religious identity? How can those who call themselves liberals refuse to accept different political views within their own society?

For decades, the Ashkenazi elites and the left‑wing establishment dominated Israeli society, shaping its institutions and its future. Academia and the Supreme Court became exclusive clubs, often closed to right‑wingers and Mizrahi Jews. And yet these same people present themselves as enlightened intellectuals who want peace at any cost — even if that cost is Israel’s security.

They want to give back land for what? To compromise with those who show no real intention of living in peace with us?

Is this sincere idealism — or is it a kind of political theater, a performance of moral superiority?

These so‑called progressives want to prove to the world that they belong to the Western intellectual movement. In doing so, they cooperate with forces that ultimately strengthen radical Islam, which would gladly replace Israeli democracy with Islamist rule.

For now, these intellectuals enjoy the comfort of their ideals, claiming they are “enlightening” the supposed darkness created by ordinary people — the very people who simply want to protect their children’s future. Ordinary Israelis whose sons and daughters serve in the army. Soldiers who fight so that children can play safely in the playgrounds near their homes.

Batya Ruso Galanti

3 Şubat 2026 Salı

Italya'da bir restoran

 

Musterilerin Israelli olduklarini ogrendigi an Siyonistlerin restoraninda yerleri olmadigini soyleyip onlari asagilayarak antisemit soylemlerde bulunan restoran sahibini afise etmek icin sosyla medyayi kullanan Israelli ciftin yayinladigi video buyuk kitlelere ulasirken, Italya'da 7 Ekim gununden bugunlere bitmeyen Anti Israel gosterilere karsin cogunlugun sessiz kaldigi antisemitik ortamda, video'ya bir coklari teki gosterirken cogunluk restoran sahibinin yaninda yer aldi.

Ve bu hadiseyi takip eden gunlerde Napoli sehrinin her yerinde, " Siyonistleri burada istemiyoruz!" stikerleri gorulmeue baslandi.

II. Dunya Savasinda Yahudilerin



https://www.ynetnews.com/article/r1eok5ewlx#autoplay

Y Net'ten....

Israel brought me back to life’: Turkish student defies threats to stand with Israel Turkish student Tuğçe Avcı says supporting Israel cost ...