13 Mayıs 2026 Çarşamba

Is this sincere idealism — or is it a kind of political theater, a performance of moral superiority?

How is it possible that in a small country like Israel — with fragile borders and surrounded on all sides by radical Islamist groups that openly dream of eliminating the only homeland of the Jewish people — there are still Israelis who believe we should give back territories to the Palestinians, trusting that this would bring peace rather than destruction?

Thirty years ago, many Israelis hoped that peace could be achieved through a land‑for‑peace agreement. But history has shown us that every time Israel was ready to compromise for a better future, the Palestinians interpreted those compromises as weakness. The result was waves of terror attacks that cost countless lives and made daily life unbearable.

In any country with normal living standards, people would never accept terror as part of their daily routine — suicide bombings in restaurants, on buses, in the streets.

The world may not speak enough about the concessions Israel has made for peace, but Israelis have lived through the consequences of Palestinian refusals. Even Bill and Hillary Clinton, two prominent American leaders, have publicly acknowledged this.

So how is it that some Israelis — especially among academics, writers, and artists who call themselves peace activists — still demonstrate against Israel’s defensive wars against Hamas or Hizbullah, terrorist groups that deliberately plan cross‑border invasions and massacres like the one we experienced on October 7th?

The Israeli Defense Forces have uncovered numerous tunnels crossing into Israeli territory from both the West Bank and Lebanon.

I can understand foreigners who support the Palestinians — those who do not know the full history, those influenced by propaganda, or those who are simply antisemitic. But I cannot understand Israelis who live here, who know what has been happening for decades, and who still insist that peace depends solely on Israeli concessions.

These elites, these academics — do they truly believe that peace will come if Israel tries again? Or do they have other motives for supporting the Palestinians more than their own nation’s security and well‑being?

Do they genuinely believe in peaceful coexistence with people who openly declare that not only the 1967 borders, but Tel Aviv, Haifa, and all of Israel, are part of their future Palestine?

Do they trust these declarations more than they trust their own compatriots — the very people they seem to despise because of political differences, cultural backgrounds, or religious identity? How can those who call themselves liberals refuse to accept different political views within their own society?

For decades, the Ashkenazi elites and the left‑wing establishment dominated Israeli society, shaping its institutions and its future. Academia and the Supreme Court became exclusive clubs, often closed to right‑wingers and Mizrahi Jews. And yet these same people present themselves as enlightened intellectuals who want peace at any cost — even if that cost is Israel’s security.

They want to give back land for what? To compromise with those who show no real intention of living in peace with us?

Is this sincere idealism — or is it a kind of political theater, a performance of moral superiority?

These so‑called progressives want to prove to the world that they belong to the Western intellectual movement. In doing so, they cooperate with forces that ultimately strengthen radical Islam, which would gladly replace Israeli democracy with Islamist rule.

For now, these intellectuals enjoy the comfort of their ideals, claiming they are “enlightening” the supposed darkness created by ordinary people — the very people who simply want to protect their children’s future. Ordinary Israelis whose sons and daughters serve in the army. Soldiers who fight so that children can play safely in the playgrounds near their homes.

Batya Ruso Galanti

3 Şubat 2026 Salı

Italya'da bir restoran

 

Musterilerin Israelli olduklarini ogrendigi an Siyonistlerin restoraninda yerleri olmadigini soyleyip onlari asagilayarak antisemit soylemlerde bulunan restoran sahibini afise etmek icin sosyla medyayi kullanan Israelli ciftin yayinladigi video buyuk kitlelere ulasirken, Italya'da 7 Ekim gununden bugunlere bitmeyen Anti Israel gosterilere karsin cogunlugun sessiz kaldigi antisemitik ortamda, video'ya bir coklari teki gosterirken cogunluk restoran sahibinin yaninda yer aldi.

Ve bu hadiseyi takip eden gunlerde Napoli sehrinin her yerinde, " Siyonistleri burada istemiyoruz!" stikerleri gorulmeue baslandi.

II. Dunya Savasinda Yahudilerin



https://www.ynetnews.com/article/r1eok5ewlx#autoplay

21 Mart 2025 Cuma

Gazze'de 491 gün esir tutulan Eli Sharabi BM'de konuştu!

Geçtiğimiz gün BM güvenlik konseyi bir defa daha direk olarak Israel'i hedef aldı.

BM Güvenlik Konseyi Başkanı Antonio Güterres Gazze'deki duruma ilişkin olarak; " Hedefimize varmadan durmayacağız!" derken ,  Birleşmiş Milletler sözcüsü, Farkan Haq; " Israel'in bombardımanları yüzünden bir gecede yüzlerce kişinin öldüğünü, ve Guterres'in bu durum yüzünden şokta olduğunu!" tekrarlayarak, savaşın bir an önce  durdurulması gerektiğini bildirdi.

Gazze sınırından kaçırılan Israelli kadınları ve çocuk ve gençleri aynı masum  Gazze halkının ellerinde eziyet gördüklerini, süründürüldüklerini gizlemeselerdi adil olabilirlerdi.

Filistinli masum halkın bugüne dek Hamas'ın adamlarıyla birlikte esirleri sakladıklarını konuşmayan media, sadece bir gecede öldürülen, çoğu Hamas militanı olan Filistinliler için karalar bağlıyor.

491 gün boyunca Gazze'de esir tutulduktan sonra 8 Şubat'ta Israel'e geri verilen  Eli Sharabi, serbest kaldıktan haftalar sonra, BM'de söz alırken, yaşadıklarını anlattı.

Ve aynı gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Israel'a karşı aldığı son karara tepkisini dile getirdi.

 https://www.timesofisrael.com/full-text-freed-hostage-eli-sharabi-asks-un-security-council-where-was-the-world/

Gazze'de esirler  günde bir pitayla beslenirlerken,  hayvanlar gibi kafese kapatılıp, zincire vurulurlarken,  aylarca tünellerde, karanlıkta tutulurlarken kimse onların haklarını bir kez bile savunmadı, esirlerin Gazzeliler tarafından, karşı karşıya kaldıkları muameleyi görmezden gelen, dünya politik çevresinin saygıyla baktığı BM  kurumunun ikili tavırları, Hamas'ın bir terör örgütü oldgünü kabuledememesi gerçeği kendisine verilen saygıyı kesinlikle hakketmediğinin işaretleridir. .

BM'in iki yüzü vardır. Birinci yüzü açıkladığı adil dünya beyannamesi palavrasıdır, ikinci ve gerçek yüzüyse kendi menfaatleri için izlediği yalan ve aldatıcı politikalarıdır. Bu kurum kendisine gösterilen saygıyı hakketmemektedir


ELI SHARABI SAYS:

 Hamas eats like kings while hostages starve. Hamas steals from civilians. Hamas blocks aid from reaching those who truly need it. I know that you discuss the humanitarian situation in Gaza very often. But let me tell you, as an eyewitness—I saw what happened to that aid. Hamas stole it. I saw Hamas terrorists carrying boxes with the UN and UNRWA emblems on them into the tunnel.”

  

https://www.ynetnews.com/article/hyjxvb5n1e#autoplay

9 Şubat 2025 Pazar

Dünya media'sındaki Filistinli mahkumlar

İki yüzlülük devam edyor. Dünya media'sı, son esir takasında,  Israel hapishanelerindeki teröristlerin salınmalarını, Israel şu kadar "Filistinliyi" serbest bıraktı  başlıklarıyla veriyor.  Bu insanları terörist olarak nitelendirmeyerek yeniden ve bir kez daha kelime oyunu oynuyorlar. Kibutzlarda ve Nova festivalinde yapılanlarla, katillerle masum sivilleri, yataklarından zorla, silah zoruyla götürülenleri,  zulmedilenleri,  zavallı insanlarla,  bu elleri kanlı canileri aynı hesaba koyuyorlar.

Avrupa'nın ikiyüzlülüğünün, insafsızlığının, yalancılığının, antisemitizminin sonu gelmedi ve gelmeyecek. Eğer Filistinlilere yaptıkları iğrenç yağcılığın kendilerine   puan getireceğini sanıyorlarsa, bundan onlara  çıkar çıkacağına inanıyorlarsa yanılıyorlar.

Bu haksızlıklar bu doğanın içindeki dengesizliğin dengesinde cevabını bulacak. Çünkü gün gelip radikal anlayış onları yok edecek.

Avrupa ya da Batı sonunun geldiğini göremeyecek kadar kendi zaafları içinde boğuluyor. Yüzyıllardır yarattıkları değerleri yıktıklarının farkında değiller. Çünkü o suyunu çeken liberal akımların son kalan demiyle sarhoşlar hala.

Kendi yapmacık insancıllıklarıyla, göreceli sevgileri ve kurallarıyla onları içten içe kemiren sömürgenlerin ağına düştülerinin farkında bile değiller.

Yahudileri, Israel'i kullanarak hedef almaya devam ederken, Avrupa toplumunu katkılarıyla zenginleştirenlerden nefret ederken onları sevmeyen, onları kabul etmeyen, onları yıkmaya niyet edenlere empatiyla bakıyorlar.

Sanırım bu da onların cezası!!!

18 Ocak 2025 Cumartesi

Yemen bu sabah üzerimize yeniden füze attı

Bir sabah daha güne Yemen'den üzerimize atılan balistik füzeyle uyandık.  Ülkenin yarısı sirenlerle ayağa kalktı.

Hutiler, kıçlarında donu olmayan, yiyecek yemekleri olmayan, askerleri terlikli insansılar üzerimize hala füzeler atıyorlar.

BBC en son ne zaman bahsetti bunlardan, ne zaman bizim tarafımızı dile getirdi??

Peki, Le Monde?

Le Figaro?

Arapların dört bir tarafımızından bize nasıl saldırdıklarını ne zaman dile getirdiler?

Hamas'ın elindeki Filistinlilerin zavallılıklarını üzerimize yüklemekten ne zaman yoruldular?

Burada neler geçirdiğimizi, hikayeyi bulandırmadan ne zaman anlattılar?

BIKTIK SİZDEN

Umarım gün gelir aynı füzeler sizin başınızda patlar!!

Gazeteciler böyle şeyler yazmazlar belki, bilirim.

Zaten ben amatör bir yazarım..

Ben duygularımı daha heyecanlı, daha otantik dile getirebilirim..

Evet; AVRUPA'NIN ARTIK YAPTIKLARININ CEZASINI ÖDEMESİNİN ZAMANININ GELDİĞİNE İNANIYORUM.

Yapmacık insancıllıklarından, entellektüel barbarlıklarından, şık giyimlerinin altındaki hayvani iç güdülerinden, bize karşı bitmeyen nefretlerinden sıkıntı geldi!!

Is this sincere idealism — or is it a kind of political theater, a performance of moral superiority?

How is it possible that in a small country like Israel — with fragile borders and surrounded on all sides by radical Islamist groups that op...